Sabah kahvaltıda babam gibi Sadık öğretmen de çok yorgundu, sanki hasta olan Mehmet amca değil, onlardı. Nitekim Esra abla geçirdiği zevk dolu gecenin sabahında yine şen şakrak yüzünde güller açıyordu.
Yorgunluktan kendine gelemeyen babam ve Sadık öğretmen evde kalıp çocuklara bakma görevini üstlendiler. Esra abla, ben ve Mehmet amca gidecektik kaplıcaya...
Taksiyle kaplıcaya vardığımızda saat 10'a geliyordu. Kapıdaki görevli, erkekler ve bayanlar karışık ve sadece bayanlara özel iki bölüm olduğunu söyledi. Mecburen Esra abla da Mehmet amcaya yardım için karışık bölüme girecekti.
Görevli, elbiseyle girmenin yasak olduğunu, mayo veya bikiniyle girildiğini söyledi. Esra abla utana sıkıla altında mayo veya bikinisinin olmadığını söyledi. Bunun üzerine görevli böyle durumlar için ellerinde bikini bulunduğunu söyledi. Esra abla Mehmet amcaya soran gözlerle bakarak,
"İstersen dönelim, yarın erkeklerle gelirsin?" dedi.
Mehmet amcanın çok da umrunda değildi doğrusu, ne de olsa karısı daha dün gece iki erkeğin koynunda sabahlamıştı. Biz kaplıcaya geçerken Esra abla görevlinin verdiği bikini ile kabinin yolunu tutmuştu...
Kaplıca çok büyüktü, saunalar, iki tane olimpik havuz, bir tane küçük havuz, üç tane de çamur havuzu vardı. İçerisi erkek deryasıydı resmen, sadece birkaç tane yaşlı kadın vardı. Biraz sonra taze vücuduyla Esra abla kapıda gözüktüğünde bir an hepimiz dona kaldık, koca havuzda sessizlik oluştu.
Kırmızı bir bikini takımı giymişti Esra abla. Beyaz vücuduna dar gelmiş, götünün yanakları arasına girmişti bikini altı. Amının dudaklarını zar zor kapatıyor, her adımında amının ayrıntıları daha da görünür hale geliyordu.
Göğüsleri de bikini üstünün etrafından taşmış, sik kaldırıcı muhteşem bir manzara vardı karşımızda... Biz şoku atlatamadan yanımıza geldi ve sessizce,
"Başka beden de yokmuş, sadece bu daracık şey varmış!" dedi etrafa bakarak.
Herkesin gözü Esra abladaydı, şortlarının önü çoktan çadır kurmaya başlamış, hatta bazıları havuzun içinde sikini sıvazlıyordu.
Başlarda biraz utanan Esra abla zamanla alıştı. Mehmet amcanın suya girip çıkmasına yardım ediyorduk. Arada biz de yüzüyorduk. Tabii bazı erkekler kazara olmuş gibi Esra ablayı elliyor veya sürtünüyordu.
Havuzun içinde vakit geçirirken dört kişilik bir erkek grubu yanımıza yaklaşıp Mehmet amcayla sohbet etmeye başladılar. Dördü de kamyon şoförü adamlarmış, otuzlu yaşlarda gösteriyorlardı.
Heriflerin gözü hep Esra abladaydı. Bir müddet sonra Esra ablayı da kafalayıp sohbete çekmişlerdi. İkisi bizi lafa tutup oyalıyor, diğer ikisi de Esra ablanın ellenmedik yerini bırakmıyordu.
Bunu anlamamak için öküz olmak gerekirdi. Esra ablaysa halinden memnundu, etrafında pervane olmuş erkekler onun da keyfini yerine getirmişti. Şakalaşıyor, o bilindik sik kaldırıcı şuh kahkahalarını atıyordu.
Bir süre sonra işler artık öyle bir noktaya geldi ki, herifler nerdeyse Esra ablayı yanımızda sikecekti. Bir tanesi tam arkasına geçmiş, Esra ablaya arkadan sürtünüyordu.
Derken Esra ablayla o sürtünen adam biraz uzaklaştılar bizden, ama yan gözle onlara bakıyordum.
Adam halen arkasındaydı ve eli suyun içinde hareket ediyordu, galiba sikini Esra ablanın amına veya götüne sokmaya çalışıyordu. Esra abladan kısık bir, "Iıhhh!" gelince adamın başardığını anladım. Herif arkasında sürekli hareket halindeydi.
Mehmet amca sıcak suyun içinde kendinden geçmiş, resmen uyukluyordu. Şimdi Esra abla sikilirken dudaklarını ısırarak bana bakıyordu. Ben de Esra ablaya, onun şehvetle kasılan yüzüne bakarak elimi şortumun içine sokmuş, kalkmış sikimi sıvazlıyordum.
Biraz sonra arkasındaki herif ağzından küçük bir inilti kaçırıp Esra ablayı tamamen kucakladı ve sarsılmaya başladı. Herif Esra ablayı havuzun içinde kaşla göz arasında sikmişti.
Adam boşalması bitip çekilince diğer eleman Esra ablayı arkadan kucaklamaya çalıştı.
Ama Esra abla kurtuldu ve onunla birşeyler konuşup yüzerek yanımıza doğru geldi. Ben tabii hiçbir şeyin farkında değilmişim gibi davranıyordum. Esra abla Mehmet amcayı dürterek uyandırdı ve
"Hadi seni çamurlu yere alalım, sana daha iyi gelir orası!" dedi. O dört herifle birlikte Mehmet amcayı çamur havuzuna taşıdık...
Çamur havuzunda biraz kaldıktan sonra Esra abla Mehmet amcaya çok daraldığını söyledi ve
"Burda bir de sauna varmış, ben gidip oraya bakayım, hem sauna sana da iyi gelir mi sorarım!" dedi. Mehmet amca da kafasıyla onayladı.
Esra abla beni Mehmet amcaya göz kulak olmam için sıkı sıkı tembihledikten sonra alelacele gitti saunaya. Hemen ardından dörtlü arkadaş grubu da gözden kayboldu...
Ben de biraz sonra tuvalete gitme bahanesiyle sauna tarafına geçtim. Sauna dedikleri yer, kapalı odaların olduğu bir yerdi, altı tane karşılıklı oda vardı.
Kapılara yaklaşıp sırayla dinledim. Birinden derin iniltiler, şapurtu sesleri geliyordu. Kapıyı yavaşça araladım.
Normal bir oda büyüklüğünde idi saunalar, fakat sauna kısmından önce, havlu falan koymak için küçük bir odacık vardı. İçeri süzüldüm, kendimi havlu odacığına attım. Oradan sauna kısmını olduğu gibi görebiliyordum.
Esra ablayı bir tanesi kucağına almış, alttan amına pompalayarak hırsla sikiyordu. Esra abla onun kucağında kıvranırken diğeri de arkasına geçip götünden sikmeye başladı. Bir diğeri ağzına dayadı sikini Esra ablanın. Sonuncusu ise Esra ablanın göğüslerini ovuşturup sırasını bekliyordu.
Hepsi de bir zevk dalgasına kapılmıştı. Müthiş manzaraydı. Esra abla azgınlığının zirvesindeydi, ağzındaki yarağı çıkarıp zevk çığlıkları atıyor, sürekli daha hızlı sikmelerini söylüyor, sonra tekrar yarağı ağzına alıp iştahla yalıyordu.
Adamlar da öyle bir sikiyorlardı ki, amını ve götünü sikerlerken taşakları birbirine değiyordu.. Biraz sonra Esra abla zangır zangır titremeye ve orgazm olmaya başladı.
Saunanın sıcaklığından bedenleri sırılsıklam olmuştu. İlk önce amındaki erkek kasılıp beline sarıldı ve Esra ablayı yarağının üzerine sabitleyip alttan var gücüyle dipledi. Hemen ardından götünü siken herif de,
"Geliyorummm!" diye bağırıp var gücüyle yüklendi. Esra abla derin bir çığlık attı ve kendini erkeklerinin kollarına bıraktı. Ağzına veren ve memeleriyle oynayan diğer iki erkek de aradan çekilmek zorunda kaldı...
Boşalan adamlar durulup çekildiklerinde Esra ablanın amından ve götünden taze döller sızıyordu. Hemen diğer ikisi yanaştı Esra ablaya ve yine aynı sahneler tekrarlandı.
Zevk alan bedenler, seyiren, kasılan vücutlar, inlemeler, çığlıklar, homurdanmalar. Esra abla yine tost olup onları da boşalttıktan sonra ben sessizce ordan çıkıp Mehmet amcanın yanına gittim.
Biraz sonra da dağılmış haldeki Esra abla yanımıza geldi. Dört kişi tarafından, hem de tost olup sikilmekten öyle bir perişan olmuştu ki, konuşacak hali bile yoktu.
"Sauna... mahvetti..." diyebildi sadece. Kaplıcada bir süre daha kalıp eve gitmeye karara verdik. Taksiye binip hiç konuşmadan evin yolunu tuttuk.
Takside konuşmuyorduk, ama Esra ablayla devamlı bakışıyorduk ve bana sanki artık daha farklı bir gözle bakıyordu.
Acaba havuzda sikildiğini anladığımı mı anlamıştı, yoksa sikilmesini izlerken sikimi sıvazladığımı mı fark etmişti?
Sadık öğretmenin evinde bir hafta daha misafir kaldık. Ama Esra abla Mehmet amcayı kaplıcaya götürmeye bir daha gelmedi, çocukları bahane edip evde kaldı. Sadık öğretmenle babam da gün aşırı dönüşümlü olarak Esra ablayla evde kaldı. Tabii gündüzleri evde hangisiyle kaldıysa sikiştiklerinden emindim. Geceleri ise birlikte siktiler Esra ablayı ve ben de her seferinde yine merdiven sahanlığından izledim sikişmelerini. Sanırım Esra abla izlediğimi fark etti, ama hiç istifini bozmadan sikişmeye devam etti ve bu konuyu hiç açmadı. Nihayetinde köye döndük. Döndükten bir ay kadar sonra babam Konya merkezde işe girmiş, eski düzen yeniden kurulmuştu. Babam bu girdiği işte lojmanda kalıyor, sadece pazar günleri köye gelebiliyordu. Geldiğinde de çok yorgun oluyordu ve Esra ablayı sikmeye bile hali kalmıyordu. Tabii bu durum Esra ablayı sinir küpü ediyor, yine çekilmez bir kadın oluyordu. Mehmet amcaysa kaplıcadan döndükten sonra daha da kötüleşmiş, yürüyemez olmuştu, bütün gün odasındaki yatakta yatıyordu. Hastanedeyken Esra ablaya evde bakım aylığı alabileceğini söylemişler. Bu haber Esra ablayı sevindirmişti, hiç değilse eli biraz rahatlayacaktı. Ama dediklerine göre önce eve gelip hem hastayı görüp hem de maddi durumu inceleyeceklermiş. Şartlar uygunsa maaş bağlanacakmış. Esra abla müracaat etmiş, incelemeye gelecekleri günü sabırsızlıkla bekliyordu. Gelecekleri o gün sabah kahvaltıyı Esra abla ve bebekleriyle birlikte yaptık. Mehmet amca odasındaydı hep. Kahvaltımızı bitirmiş otururken Esra abla birden memesini çıkarıp babası Sadık öğretmen olan küçük bebeğini emzirmeye başladı. Pempe ucu olan iri memesi çok güzel görünüyordu. Ben şaşkınlıkla bakarken, bana gülümseyip, "Senin zaten görmediğin şey değil!" dedi. Ne diyeceğimi bilemedim, utançla kafamı öne eğdim. Çenemden tutup başımı kaldırdı ve "Beni izlemekten zevk mi alıyorsun kerata?" deyip sırıttı. Sonra uzun uzun konuştuk. Sadık öğretmenin evinde onları dikizlediğimi görmüştü. Ben, belki ben de Esra ablayı sikebilirim diye düşünüyordum. Ama Esra abla beni pek erkek yerine koymuyor, daha çocuk olarak görüyordu. Ama onu izlemem de hoşuna gitmişe benziyordu. Ortalığı topladıktan sonra, "Ben hazırlanayım!" deyip bebeleri yanıma bırakıp içeri geçti. Önce banyonun yolunu tuttu, ardından odasına geçti. Odadan çıktığında küçük dilimi yutacaktım. Üzerinde siyah ipek bir elbise, ip şeklindeki askıları omuzlarını ve memelerinin yarısını örtüyordu anca. O kadar inceydi ki kumaşı, sütyensiz dik memeleri ve altındaki varla yok arası tanga külot belli oluyordu. Elbise dümdüz karnından inip aşağıda, yuvarlak poposunun bir karış altında bitiyordu. Bacaklarına parlak incecik siyah jartiyer çoraplarını giymişti. Bu giydiklerini babam şehirden alıp getiriyordu, geceleri giydiriyor, oruspu gibi evin içinde dolaşmasından aşırı tahrik oluyordu. Bana çaktırmamaya çalışarak avuçluyor, elliyor, bir punduna getirip sikiveriyordu Esra ablayı. Zaten ikisi de beni çok takmıyor, dediğim gibi daha çocuk olarak görüyorlardı. Mehmet amcaysa odasında herşeyden habersizdi. Esra abla yanıma oturup bacak bacak üstüne attı. Güzel bir makyaj da yapmıştı, kırmızı rujlu dudakları ile tam bir afet olmuştu. "Birazdan gelmeleri lazım. Geçen hastanede kadının biri dedi, iki tane erkekmiş gelenler, biraz ikna edici olmam lazım!" deyip güldü ve hemen sonra da, "Babana söyleme sakın, aramızda kalsın, söz sana dondurma alırım!" dedi. Ne yalan söyleyeyim benim canıma minnetti doğrusu, böyle yarı çıplak evin içinde gezen seksi bir kadının olması... O gün akşama kadar bekledik ama gelen olmadı. Esra ablanın da canı sıkılmıştı, o kadar hazırlık boşa gidecekti. Güneş batmaya yakın büyük bahçe kapısı sert biçimde çalındı. Koşup bahçe kapısını açtığımda, kapının önünde çekici üstünde bir arabayla yanında üç adam dikiliyordu. İkisi hastaneden gönderdikleri adamlardı, diğeri de çekicinin şöförü. Üçünün de üstleri başları toz toprak içindeydi. Biraz sonra Esra abla çıktı evin kapısına, "Geldiler mi?" diyerek... Yorgun argın duran adamlar avını gören kaplan gibi gözlerini Esra ablaya diktiler. Köy yerinde böyle bir kadınla karşılaşmak gerçekten beklemedikleri birşey olsa gerekti. Esra abla, kapıda donup kalan adamları o cilveli sesiyle kendine getirdi ve hepsini içeri buyur etti. Meğerse adamlar gelirken köye az bir mesafe kala arabaları bozulmuş. Çekici beklerken gecikmişler. Çekici gelince de, köye bu kadar yaklaşmışken işi halledip öyle dönelim demişler. Yani piyangodan üçüncü bir adam daha çıkmıştı. Çekicinin şöförü insan azmanı gibiydi, iki metreye yakın boyu ve geniş kaslı kolları vardı. Adı Arif'miş. İncelemeye gelenlerden biri biraz kısa boylu, ama geniş vücutlu, yapılı bir adamdı. Onun adı da Suat idi. Diğeri ise ince ve orta boyluydu, onun adı da Okan imiş. Esra abla adamları öyle görünce banyo yapmaları için ısrar etti. Adamlar da sırayla banyoya girdi. Adamlar halen olayın şaşkınlığında, önleri kabarmış bir şekilde emredilenleri yapıyorlardı. Sonuçta Mehmet amcaya ve evin durumuna bakıp onay verdiler. Bu arada Esra abla akşam yemeği için o güzelim vücudunu adamlara sergileyerek güzel bir sofra hazırladı. Yemeğin yanında da ikişer duble rakı atan adamlar tam çakır keyif olmuştu. Adamlar yemekten sonra gitmek için müsaade istediler, ama Esra abla ısrarla bir kahve içmeleri için ikna etti onları... Elinde kahve dolu cezve ile boş fincanların olduğu tepsiyle geldi. Tepsiyi salonun ortasındaki alçacık sehpanın üzerine bırakıp tekli koltuğun ucuna ilişti. Sonra doldurduğu ilk fincanı karşıdaki kanepenin sağ başında oturan Arif'e uzattı. Bunu yaparken, aradaki mesafe nedeniyle iyice uzanmak zorunda kalmıştı. Birden adamların gözlerinin alev alev yanmakta olduğunu farkettim. Esra ablanın zaten kısacık olan elbisesinin eteği, kahve vermek için uzanıp eğilince iyice sıyrılmıştı, bacakları aralıktı ve bacaklarının arası minicik küloduna kadar görünüyordu. Ki, o minicik külodun da amınının dudakları arasında kaybolduğunu ben bile görebiliyordum. Yani külot yok farzedilebilirdi. Esra abla adamların bakışlarını üzerinde hissettikçe bacaklarını biraz daha aralıyordu. Sonra da, pozisyonunu değiştirmeden, diğer fincanlara da kahve doldurmaya başladı. İnadına ağırdan alıyordu, sanki adamları kudurtmak istiyor gibiydi. Sonunda fincanları onlara uzatmaya başladığında, birden daha da heyecanlandı. Üçünün de pantolonlarının önünde çadırlar kurulmuştu. Esra abla o güzel memelerini adamlara uzun uzun sergileyerek kahveleri dağıtıp yerine oturdu. Sere serpe oturmuştu. Sadece adamlar değil, Esra abla da son derece tahrik olmuş, vücudunu güçlü bir sikilme isteği kaplamıştı. Adamlara sanki (Beni kucağınıza alın, sikilmek için yanan amımı sikin, her yerimi okşayın!) der gibi yalvarır gözlerle bakıyordu. Esra abla kahvesini bitirip, fincanı sehpadaki tepsinin içine koydu ve yeniden arkasına yaslandı. Artık bacak bacak üstüne atmaktan vazgeçmişti. Onun yerine, bacakları hafifçe aralık oturuyordu adamların karşısında. Yine üçünün de gözü üzerindeydi ve Esra ablanın bundan tanımlanamaz bir haz aldığı belliydi. Ama sanki kontrolünü elinden kaçırmış gibiydi, adamların bakışlarından tahrik oldukça bacakları biraz daha aralanıyordu. Sonunda, yine küçük külotlu amını göstermeye başladı adamlara. Üstelik şimdi şişmiş ve sulanmıştı da amı... Adamların fısıldayarak aralarında konuştuğunu duyuyordum, ama konunun Esra abla olabileceğinden başka bir tahmin yürütemiyordum. Esra ablanın ise artık yalnızca ayak parmaklarının uçları değiyordu yere. Dizleri, elinde değilmiş gibi hareket etmeye, ritmik hareketlerle hafif hafif açılıp kapanmaya başlamıştı. İşin sonunun nereye varacağı belli olmuştu, bunu düşünmek de kafamda o ezbere bildiğim sahnelerin dönmesini sağlıyordu. Bu durumdan ben de zevk alıyordum ve bundan şikayetçi değildim. Ama benim orada olmam adamları mahvetmişti. İçlerinde en kötü durumda olan, sol başta oturan Suat idi. Pantolonun önünü saklayabilmek için sürekli çaba harcıyor, öne doğru eğilip, dirseklerini dizlerine dayıyordu. Diğerlerinin durumu da pek farklı değildi. Bütün bunları görmek de ayrıca tahrik edici geliyordu bana… Esra ablanın durumu da iyi değildi, ateş basmış bir hali vardı. Memelerinin uçları da sertleşmiş, ince kumaşın altından birer zeytin tanesi gibi görünmeye başlamışlardı. Esra abla kendini olup bitenlere öylesine kaptırmıştı ki, içeride uyuyan bebenin ağlamasıyla kendine zar zor geldi. Yerinden kalkarken elbisesinin eteğini biraz daha açmaya dikkat etti. Sonra kendisini dikkatle süzen gözleri üstünde hissederek, ince ipek elbisenin eteklerini uçura uçura, götünü kıvırta kıvırta, içeriye bebeğinin yanına gitti. O gidince ortam biraz sakinleşmişti. Adamlar bana Esra ablanın neyi olduğumu falan sordular. Hepsinin de aklında Esra ablayı evire çevire sikmek olduğundan emindim. Ben de işleri biraz hızlandırmak adına, uykumun geldiğini söyleyip müsaade istedim ve kalktım. Esra ablanın yanına uğradım, yatağa uzanmış halde bebeğini emziriyordu. Eliyle yanına çağırıp, yalvaran gözlerle, "Burda kalıp bebelere bakar mısın?" dedi. Aslında bunu sormakla, adamlarla sikişmek istediğini ifade ediyordu resmen. Kabul ettim. Sıkı sıkı tembihledi, "Eğer uyanırsa küçük olan, ağzına emziğini ver. Büyüğü sabaha kadar uyur zaten!" deyip seke seke salonun yolunu tuttu. Bebeler uyuyordu. Ben de biraz sonra onları gizlice izlemek için koridorda yerimi aldım. Kafamı salona uzattığımda, Arif denen adamın önünde domalmış olan Esra ablayı gördüm. Arif pençe gibi elleriyle Esra ablanın götünün yuvarlaklarını avuçluyordu. Az sonra Arif sikini çıkarıp amının dudaklarına değdirdiğinde Esra abla bu temasla zevkten titredi. Sonra götünü biraz daha havaya kaldırıp iyice öne eğildi ve beklemeye başladı. Arif tek bir hareketle Esra ablanın külodunu tutup kopardı ve heyecanla, titreye titreye bekleyen amına sikini dibine kadar bir anda soktu. Esra abla neredeyse çığlığa benzeyen bir inlemeyle koyverdi kendini. Amı bir anda dolmuştu. Arif'in taşakları o kadar büyüktü ki, siki de kocaman bir şey olmalıydı. Esra abla gözlerini kapatıp kendini artık amına girip çıkmaya başlayan sike bıraktı. Arif ise var gücüyle yükleniyordu Esra ablaya, elleri beline kaymış, sikini ucuna kadar çıkarıp tekrar sertçe dipliyordu. Taşaklarının Esra ablanın amına çarpınca çıkardığı sesler yankılanıyordu salonda... Diğer ikisi ise şimdilik sadece çıkardıkları siklerini okşayıp izliyordu. Bu zevk darbelerine daha fazla direnemeyen Esra abla titreyip kasılmaya başladı. Arif hiç oralı olmadan daha da hızlı gidip gelmeye başlamıştı. Torba gibi sarkan, hareket ettikçe sallanan ve her geçirişinde kaymak gibi amına yapışan kocaman taşakları vardı. Esra abla birden elini arkaya uzatıp adamın taşaklarını avuçladı. O anda Arif'in vücudu birden kasılıverdi ve son kez dibine kadar sokup dölleri fışkırtmaya başladı. Esra abla şimdi daha yoğun titriyor, zevk feryatlarıyla homurtular çıkaran Arif'e eşlik ediyordu. Arif Esra ablanın üstüne yığılıp kaldı. Biraz sonra yavaş yavaş kendine geldiklerinde, Suat ve Okan da ayaklanıp Esra ablanın yanına geldiler. Arif kendini koltuğa zevk sarhoşluğu içinde bıraktı. Diğer ikisiyse çoktan çırılçıplak soyunmuş, Esra ablanın memelerini ve götünü okşuyor, dudaklarına öpücükler konduruyorlardı. Bu arada Suat, Esra ablanın üstündeki tek giysiyi tuttuğu gibi yırtarcasına çıkarttı. Artık hepsi de çırılçıplaktı. İki erkeğin birden her yerini mıncıklamasına kendini bırakmıştı Esra abla. Okan sırım gibi, kaslı bir erkekti. Siki de epeyce uzun ve tüm vücudu gibi koyu renkteydi. Siki, bir yay gibi, göbeğine doğru kıvrılmış duruyordu. Sikinin başı kocamandı. Suat'ın siki de en az Okan'ınki kadar uzundu, üstelik çok daha kalındı. Esra abla ellerini iki yanına uzatıp, sikleri sımsıkı kavradı. Suat memelerini yalamaya başlamış, Okan da kocaman açtığı ağzını Esra ablanın dudaklarına yapıştırıp emmeye girişmişti. Sağ memesi Suat'ın bir vantuz gibi emen ağzının içinde neredeyse kaybolmuştu. Dudakları, Okan'ın ağzının içine hapsolmuştu ve deli gibi öpüşüyorlardı. Aynı anda da iki elindeki sikleri okşuyordu. Okan daha fazla dayanamadı, Esra ablayı önünde domaltıp amının dibine kadar geçiriverdi. Esra abla buna zevk iniltisiyle karşılık verdi. O güzel götünü adama daha da ittirip bir dansöz gibi kıvırıyor, amındaki sikin keyfini çıkarıyordu. Suat da ön tarafa dikildi ve önünde sallanan koca sikini Esra ablanın dudaklarına değdirdi. Esra abla ağzını açıp hırsla emmeye başladı. Arkasındaki Okan ise sikini seri bir şekilde sokup çıkarmaya başlamıştı. Önceleri yavaştı hareketleri, ama giderek hızlanmış, sonunda tıpkı bir piston gibi sikmeye başlamıştı. Suat da neredeyse aynı hırsla Esra ablayı ağzından sikiyordu şimdi... İki sikin arasında mahvolmuştu Esra abla. Sikilmenin zevkini iliklerine kadar hissediyor, evin içinde zevk feryatları yankılanıyordu. Okan bir elini Esra ablanın belinden çekip parmağını göt deliğine bastırarak, "Oohh, oruspu, senin bu götünü de sikeceğim!" diyerek amını hızla sikmeye devam ediyordu. Ağzını sikmekte olan Suat'ın hareketleri daha da hızlanmış, ağzından zevk iniltileri çıkarır olmuştu, sanırım boşalmaya yakındı. Okan'ın hali de ondan farklı değildi, boşalmamak için kendini kastığı, bütün kaslarının gerildiği belli oluyordu. Var gücüyle Esra ablanın amına yükleniyor, amının dibine ulaşmaya çalışıyordu. Okan daha fazla dayanamadı ve büyük bir homurtuyla son bir kez dibine kadar geçirdi ve titreyerek döllerini Esra ablanın amına akıtmaya başladı. Aynı anda Esra abla da kasılıp orgazm olmaya başladı. Suat ise sikini gırtlağına kadar sokmuş ve o da boşalıyordu. Müthiş bir manzaraydı gerçekten. Zevkten seyiren, terlemiş, kızarmış bedenleri insanı çileden çıkarıyordu. Esra abla o zevk sarhoşluğu ile ağzındaki sike bir vantuz gibi yapışmış, iştahla emiyor, Suat'ın döllerini yutuyordu. Yarı baygın yığılıp kalana kadar da emdi, emdi, emdi. Şimdi Arif hariç hepsi halının üstünde sere serpe uzanmıştı. Herkes çıplaktı. Acaba gidecekler miydi artık? Bunun cevabı için çok beklememe gerek kalmadı. Esra abla uzun zamandır doğru dürüst sikilmemişti ve anlaşılan bu sikiş yeterli gelmemişti, elini amına atıp okşamaya başladı. Kelimenin tam anlamıyla vıcık vıcıktı amı. Adamların dölleri kendi am sularına karışmış ve sadece amını değil, tüm bacak arasını sırılsıklam ve kaygan bir hale getirmişti. Esra abla, yanında uzanan Suat'ın sikini tuttuğunda yeni bir ateşi yakmıştı. Parmaklarını sikin çevresine dolayıp sıvazladı birkaç kez. Çok geçmeden de yine o eski halini almıştı elindeki sik. Onları izleyen Arif'le Okan'ın da sikleri kazık gibi olmuştu tekrar, kocaman, kapkara ve kalın iki sik. Esra ablanın parmakları Suat'ın sikinde durmadan hareket ediyor, en dibinden şişmiş başına kadar her yerinde geziniyordu. Suat birden Esra ablayı sırtı kendine gelecek şekilde kucağına çekti. Esra abla da ayaklarını Suat'ın bacaklarının iki yanında yere dayayıp kendini dengelemeye çalıştı. O uzun sik yarıya kadar içine kaymıştı bile. Ama Esra abla zorlanıyordu, yüzü gerilmişti. Çok geçmeden sebebini anladım, Suat o koca siki Esra ablanın götüne sokuyordu. Ama yarısını anca sokabilmişti. Esra abla gözlerini kapayıp başını öne eğdi, ellerini Suat'ın dizlerine dayadı ve yavaş yavaş sikin üstüne oturmaya başladı. Suat'ın haşmetli siki ağır ağır gözden kaybolurken Esra abla acele ediyor, bir an önce o koca sikin tamamını götüne almaya çabalıyordu. Sonunda götü Suat'ın sikini tamamen aldı ve ağzından küçük zevk çığlığı kaçırarak zaferini kutladı Esra abla. Biraz hareketsiz kaldıktan sonra götü hareketlendi. Şimdi Esra abla götündeki sikin üstünde çılgın bir dansa başlamıştı sanki. Götü yukarı aşağı, sağa sola, ileri geri, her yöne hareket ediyordu. Götü Suat'ın sikini sımsıkı kavramış, adeta sağıyordu. Gözleri halen kapalıydı, zevkten kendini kaybetmişti sanki. Götünü her yukarı kaldırışında, o upuzun sik nededeyse ucuna kadar çıkıyordu götünden, sonra hırsla geri oturuyor, yeniden köküne kadar içine alıyordu... Daha fazla dayanamayan Arif ve Suat iki yandan gelip Esra ablanın önünde ayakta durdular. Kapkara, koskocaman sikleri neredeyse birbirine değiyordu. Esra abla ağzını aralayıp dilini dışarıya çıkardı ve siklerin o mantar gibi şişip morarmış başlarını yaladı. Sonra da değiştire değiştire emmeye başladı sikleri... Arif Esra ablayı omuzlarından tutup hafifçe geriye doğru itti. Esra ablanın elleri şimdi arkasında, Suat'in omuzları hizasında yere dayanmıştı. Bacakları alabildiğine açık, Suat'ın siki dibine kadar götündeydi. Esra ablanın sikilmekten kızarmış amı, açık bir ağız gibi duruyordu. Zevkten buğulanmıştı Esra ablanın gözleri... Arif, Esra ablanın bacaklarının arasına yerleşti. O kocaman sik amının dudakları arasına girdiğinde, elektrik çarpmış gibi titredi Esra ablanın tüm vücudu. Sonra tek bir harekette dibine kadar soktu Arif… Neredeyse aynı anda Okan da yandan sokulup Esra ablanın başını çevirmiş ve sikini ağzına sokuvermişti bir anda. Şimdi adamların üçü birden hareket halindeydiler. Üçü birden sikiyordu Esra ablayı. Aynı anda amından, götünden ve ağzından sikiliyordu Esra abla. Üç koca sikli adamın arasında vahşice sikiliyordu. Suat ve Arif birlikte bir ritim tutturmuşlar ve Esra ablanın amını ve götünü sırayla sikiyorlardı. Ağzındaki sikten dolayı boğuk iniltiler çıkaran Esra ablaysa yarı baygın ve bulutların üzerinde gibi bir haldeydi. Ben onları izlerken zaman algımı yitirmiştim, benimle birlikte onlar da dünyayla bağını koparmış, hırsla sikişiyorlardı. Derken Esra abla daha önce hiç görmediğim bir kasılmayla büyük bir çığlık attı. Amını sikmekte olan Arif'e sıkıca sarıldı. Vücudu kasılıyor, elektrik çarpmış gibi titriyordu. Amı eminin Arif'in sikini içinde sağıyordu. Haksız olmadığımı, bu duruma daha fazla dayanamayan Arif'in Esra ablanın üzerine kapanıp boşalmaya başladığında anladım. Adeta böğürerek birbiri ardında salvolarla boşalıyordu. Bu durum, Esra ablanın götünü sikmekte olan Suat'ın da patlayıp döllerini Esra ablanın minik götüne akıtmasına yetmişti. O anda 31 çekmekte olan Okan ise tek vücut olmuş bu üç kişinin üzerine akıtmaya başlamıştı döllerini. Gerçekten inanılmaz bir manzaraydı. Tam o sırada içeriden bebeğin ağlama sesi yükseldi. Ben hemen sessiz adımlarla odaya geçip Esra ablanın tembihlediği gibi emziğini verdim. Bebek susup tekrar uyumaya başladı. Biraz sonra da çırılçıplak halde Esra abla bebeğe bakmaya geldi. Sikilmekten kızarmış vücudunun her yeri ter ve zevk sıvılarıyla doluydu, amından ve götünden erkeklerinin dölleri süzülüyordu, yüzü ve vücudu yumuşamış, yüzünde anlamsız bir tebessüm vardı. Kısık sesle, "Uyudu mu tekrar?" diye sordu. Başımla onayladım ve ben de kısık sesle, "Gittiler mi?" diye sordum. Çok absürt bir durumdu gerçekten, Esra abla karşımda çırılçıplaktı ve az önce üç erkek tarafından vahşice sikilmişti, ben de izlemiştim. Gözlerini kaydırarak, "Banyoya girdiler, ben de yanlarına gidiyorum şimdi!" dedi ve suratında yine o anlamsız tebessümle başımı okşadı. Saçlarımdan tutup hırpalanmış öpülmekten şişmiş etli dudaklarıyla dudağımdan öptü beni, öpüştük. Sonra da güzel götünü kıvırta kıvırta erkeklerinin yanına gitti. Bir süre sonra banyodan Esra ablanın zevk feryatları ve erkeklerin homurtuları yükselmeye başladı. Onların sikiş seslerini dinlerken, acaba bir gün ben de Esra ablayı sikebilir miyim düşünceleri içerisinde otuzbir çekerek uyudum. Sabah erkenden uyandığımda evin içinde büyük bir sessizlik hakimdi. Usul adımlarla gidip salona baktım, ama kimse yoktu. Yavaşça Esra ablanın yatak odasının kapısını araladığımda aradığımı bulmuştum. Esra abla ve üç erkek çırılçıplak halde birbirlerine sarılmış vaziyette mışıl mışıl uyuyorlardı. Odada buram buram seks kokusu vardı, demek ki banyodan sonra yatak odasında devam etmişlerdi. Herkes uyandığında, adamlar kahvaltı falan yapmadan gittiler. Ama Esra abla, akşam mesaiden sonra tekrar geleceklerini söyledi. Nitekim geldiler de... Babam gelene kadar o haftayı sikişerek tamamladılar. Esra abla o gece benim de durumdan haberdar olduğumu anlatıp erkeklerinin tamamen rahat etmelerini sağlamıştı. Esra abla artık o üç gece boyunca evde ince şeffaf bir sabahlıktan başka birşey giymez olmuştu. Erkeklerse sadece boxer ile dolaşıyordu. Ne zaman yanlarına gitsem, Esra ablayı evin farklı yerlerinde domaltılmış sikilirken, bir erkek bedeninin altında inim inim inlerken, duvara dayanmış amına pompalanırken, ya da birisinin kucağında, mutfakta veya banyoda, iki ya da üç erkekle sikişir bulabiliyordum. Gece boyunca zevk feryatları bütün evi kaplıyordu. Adamları tekrar giyinik görmek için pazar sabahına kadar beklemem gerekti. Esra abla babam gelesiye kadar kadınlığını doyasıya yaşamıştı. Ben ise artık sevgili Esra ablanın sırdaşı olmuştum :) Evde bakım başladıktan iki ay sonra Mehmet amca yeniden ayaklanmıştı. Tabii bu durum Esra ablanın sikicilerinin ayaklarının kesilmesini sağlamıştı. Hasta kontrolü adı altında sürekli Esra ablayı sikmeye gelen sikicileri artık gelemez olmuş, Sadık öğretmenin ise tayini çıkınca uzak bir şehre gitmişti. Babamsa işten güçten köye çok nadir uğrar olmuştu. Dediklerine göre babam kumar oynamaya da başlamıştı. Ben ise Esra ablanın o güzel vücudundan asla gözümü alamıyordum. Bir punduna getirip Esra ablayı sikmek, o amının tadına ben de bakmak istiyordum. Ama Esra abla beni hiç umursamıyordu. Babam ise borçlarından dolayı bizim evi yine kiraya vermeyi kafaya koymuştu, ama kimseyi bulamadı. Sonunda çok da istemeyerek köye gelen sezonluk inşaat işçilerine kiraya verdi. Mehmet amca bu duruma başta biraz itiraz etse de, işçiler yaz boyunca boş kaldıkça evin çatısını ücretsiz olarak onarmayı teklif edince kabul etmişti. Üç kişilerdi. Boran abi ve Fikret abi yirmili yaşların ortasında idiler. Usta ise Fazlı amcaydı ve kırklı yaşlardaydı. Üçü de yıllarca inşaatlarda çalışmaktan sırım gibi gibiydiler, kaslı ve geniş vücutları vardı. Akşamları işten gelince yemekten sonra Mehmet amcanın çatısını söküyorlardı. Zamanla samimi oldular bizimkilerle… Önce beraber çay içerken, artık akşam yemeğini de birlikte yemeye başlamıştık. Esra abla ise ciğer görmüş kedi gibiydi. Yine o orospuluk halleri üzerindeydi. Sesli ve uzun kahkahalar atıyor, gidip geldikçe dar eteğinin altında çalkalanan götü, başında toplu duran eşarbının kapatmadığı boynundan eğildikçe gözüken o büyük göğüsleri adamları deli ediyordu. Ama adamlarda günlerdir bir hareket olmamıştı, sanırım Mehmet amcadan çekiniyorlardı. Mehmet amcaysa Esra ablayı sıkı sıkı tembihliyor, adamların başımıza bela olabileceğini söylüyordu. Ama Esra abla kocasının öğütlerini dinlemek şöyle dursun, adamların ilgisini çekemedikçe daha da deliriyordu. Nihayet Esra ablanın dört gözle beklediği gün, yani Mehmet amcanın rutin kontrol için hastaneye yatma vakti gelmişti. Şehirdeyken babam göz kulak olacaktı Mehmet amcaya... Ben Esra abla ve çocuklarla kalacaktım. Mehmet amca olacakları bilerek istemeye istemeye mecburen orospu karısını adamların içinde bırakıp gidecekti. Gitmeden de beni göz kulak olmam için sıkı sıkı tembihledi, sanki Esra ablanın sikilmesine mani olabilecekmişim gibi. Sabah Mehmet amcayı uğurlarken Esra ablanın yüzünde güller açıyordu. Mehmet amcayı gönderir göndermez çocukları bana bırakıp kendini akşam için sikicilerine hazırlamaya başlamıştı bile… Önce güzel bir banyo yaptı, saatlerce banyoda kalmıştı. Artık beni hiç umursadığı yoktu ki, banyodan çırılçıplak çıktı. Sadece saçlarını kurulamak için elinde küçük bir havlu vardı. Sikim kazık gibi olmuştu. Çıplak vücudu parlıyordu adeta, amındaki ve koltuk altlarındaki bütün kılları yok etmiş, her yerini kaymak gibi yapmıştı. Saçlarını kuruladıktan sonra eline gül kokulu vücut losyonu gibi birşey aldı, memelerine sürdü, çok güzel kokuyordu. Onu hayran gözlerle izlediğimi fark edince beni yanına çağırdı ve vücut losyonunu bana verip sırtını döndü. Omuzlarına, sırtına ve beline o güzel kokulu losyonu sürüyordum. Esra ablanın bu akşam için sikicilerine hazırlanmasına yardım ediyordum resmen... Akşam işçiler geldiğinde Esra abla bir içim su olmuştu. Hafif bir makyaj ve ince, içi gözüken bir tayt giymişti, üzerine de beyaz, göğüs bölgesi bol bir penye giymişti. Altında sütyen de yoktu, külot da yoktu. Boncuk boncuk duran meme uçları ve etli am dudakları ile kabarmış amı kabak gibi belli oluyordu. Başında ise evdeyken giydiği renkli bonelerden vardı. Esra abla artık o alıştığım ve her sikicisine yaptığı, adeta çiftleşme dönemi gelmiş dişi bir hayvan gibi, işçilere her yerini sergileye sergileye güzel bir akşam yemeği masası hazırladı. Yemekten sonra işçiler Mehmet amcanın çatısında çalışmak için müsade isteyince, Esra abla kırıtarak, "Fazlı abi bugün boşverin çalışmayı, salona geçin oturun, ben size güzel bir çilingir sofrası hazırlayayım!" dedi. Onların zaten canına minnetti, Boran abiyle Fikret abi de bu teklife epey sevinmişti. Biraz sonra Esra abla birbirinden güzel mezeler ve Mehmet amcanın yerini bile unuttuğu rakısıyla donatmıştı sofrayı… Alkol adamların üzerinde Esra ablanın istediği etkiyi sağlamıştı. Önlerindeki çadırları her geçen dakika daha da belirginleşiyordu, gözleri sürekli Esra ablanın üzerindeydi. Esra ablaysa sürekli bir bahane bulup götünü kıvırta kıvırta mutfağa gidiyor, adamlara güzel bir şov sunuyordu. Geri gelince ise kah adamların önlerinde eğilip iri göğüslerini uçlarına kadar izletiyor, kah dizlerini bükmeden domalıp ince taytın altındaki istekle kabarmış külotsuz amını sergiliyordu. Tayt o kadar inceydi ki, sanki külotlu çorap giymiş izlenimi veriyordu, amının en ince kıvrımlarına kadar çok rahat bir şekilde belli oluyordu. Bu durum adamları daha da azdırıyor, ara sıra ağızlarından istemsiz iniltiler kaçıyordu. Vakit ilerledikçe odadaki şehvet yüklü koku herkesi ele geçirmiş, adamların gözleri sinirden kızarmış, yerlerinde duramaz olmuşlardı. Pantolonları artık onları rahatsız ediyor, siklerini özgürlüğe kavuşturmak ister bir halleri vardı. Esra abla da ipin ucunu çoktan kaçırmıştı, eminim amı sırılsıklam olmuştu. Kolumdan tutup beni bir köşeye çekti ve uyuklayan çocukları da alıp odaya gitmemi söyledi. Dediğini yapıp çocukları odaya götürdüm ve yatırdım. Sonra kapı eşiğindeki yerimi aldım. O babamla başlayıp birçok erkekle devam eden ve başrolde sevgili Esra ablanın olduğu, benim de zevkin doruklarına çıkmamı sağlayan hoyratça sikişme sahnelerini özlemiştim. Ama içeriye bakabildiğimde, adamların, "Yenge biz kalkalım artık!" dediğini duydum. Esra abla hemen olaya el atıp, "Aaaa, hiç bir yere bırakmam, daha tatlımdan ikram edeceğim size, hele bir tatlımın tadına bakın, müptelası olacaksınız!" diyerek adamları yerlerine oturttu... Biraz sonra çikolatalı puding türünde tatlıları sırasıyla adamlara kırıta kırıta dağıttı. Boran abi iştahla tatlıyı yerken Esra ablanın hünerlerine methiyeler diziyordu ki, birden, "Tüh ya! Görüyor musun, üzerime döküldü!" dedi. Tam da pantolonun önüne, sikinin kurduğu çadırın üzerine dökülmüştü. Esra abla, "Bir şey olmaz, ben silerim şimdi!" diyerek kıvırta kıvırta gidip mutfaktan ıslak bez alıp geldi. Boran abinin tam önüne eğilip çadırının üzerine dökülmüş çikolatayı parmağıyla alıp, yanda oturan Fikret abinin gözünün içine baka baka parmağını yaladı. Ardından kabarmış çadırı bezle silip, "Ay temiz olmadı bu, sen pantolonu çıkar, ben yıkarım hemen!" dedi. Boran abi sinsi bir tebessümle birden ayağa kalkıp pantolonu çıkardı. Kalkmış siki boxeri yırtacak gibi duruyordu. Esra abla dudaklarını ısırarak, "Küloduna da geçmiş leke, istersen onu da çıkar!" diye mırıldandı. Boran abi bir çırpıda onu da çıkarınca özgürlüğüne kavuşan heybetli siki tüm ihtişamıyla Esra ablanın burnunun dibinde dikildi. Esra abla yutkunarak elini yavaşça uzatıp kavradı siki. Biraz sıvazladıktan sonra dudaklarını yaklaştırıp bir öpücük kondurdu sikin mantarı andıran başına ve film orda koptu, sikin başını ağzına alıp emmeye başladı. Boran abi gözlerini kapatıp Esra ablanın başına attığı eli ile kafasını daha da bastırdı. Esra abla iştahla yalıyor, şapurtu sesleri geliyordu sürekli. Arada taşaklarını da yokluyor, sırayla öpücükler konduruyordu taşaklarına. Boran abi daha fazla dayanamadı ve koltuğa oturup Esra ablayı da elinden tutup kucağına çekti. Esra abla adamın dudaklarına iştahla yapıştı ve çok istekli öpüşmeye başladılar. Şapurtu sesleri salonda yankılanıyordu. Biraz sonra Boran abi kendi üzerindeki tek kıyafet olan tişörtünü de çıkarıp tamamen çıplak kaldı. Ardından bir çırpıda Esra ablayı ayağa kaldırıp onun üzerindekileri de çıkardı. Esra abla da çırılçıplak kalmıştı. Amından bacaklarına sızmış sular salonun ışığında parlıyordu. Boran abinin siki baya büyük ve heybetli duruyordu, morarmış sikinin başında beliren minik zevk sıvıları vardı. Esra ablayı yere halının üzerine sırt üstü uzatıp altına aldı ve amına hizaladığı yarağıyla var gücüyle abandı. Esra abladan bir çığlık yükseldi, "Yavaş, yavaş!" diye yalvarıyordu adamın altında. Boran abiyse hiç umursamıyor, koca yarağın kalan kısmını da amına yerleştirmeye çabalıyordu.O sırada çocukların odasından ses gelir gibi oldu ve ben kontrol etmek için odaya girdim. Büyük çocuk annesinin çığlık sesine uyanmıştı, "Annem niye bağırıyor?" diye sordu. Ben de, "Birşey yok, annenin beli ağrımış da ondan bağırdı, yat uyu hadi!" dedim. Halen Esra ablanın kesik kesik inleme sesleri geliyordu. Neyse ki çocuk geri hemen uyudu. Ben de yerime döndüğümde Boran abi Esra ablanın bacaklarını omzuna almış, altında iki büklüm olmuş Esra ablaya o koca yarağı köküne kadar sokup çıkarıyordu. Esra ablaysa kendinden geçmiş gibiydi, inlemekten sesi kısılmış vaziyetteydi ve gözleri kaymıştı. Diğer ikisi ise olaya hiç karışmıyor, sanki aralarında anlaşmışlar gibi çıkardıkları siklerini sıvazlayarak sıralarını bekliyordu. Boran abi Esra ablayı domaltıp arkadan yeniden amını sikmeye başladı. Esra ablaysa yarak her geri çekildiğinde götünü arkaya veriyor, yarağı geri amının içine istiyordu. Çıkan 'Şlap, şalap, şlap!' sesleriyle birlikte Esra ablanın feryatları yine yükselmeye başlamıştı. Boran abi ise, "Iııhh, ooohhh!" haricinde başka birşey demiyor, Esra ablanın amına makine gibi girip çıkmaya devam ediyordu... Bir süre sonra Boran abi birden Esra ablanın amından çıkıverdi. İkisi de nefes nefeseydi. Boran abinin kalın esmer siki Esra ablanın am sularıyla ıslanmış, parlıyor, etrafındaki damarlar belli oluyordu, başı işe mosmor olmuştu. Esra ablayı tekrar sırt üstü yatırdı ve yarağını amına tek hamlede dibine kadar geçirdi. Esra abladan yine derin bir inleme sesi yükseldi. Esra abla da adım adım orgazm olmaya yaklaşıyordu, vücudu yine terden ve sikilmekten kızarmıştı. Boran abi hiç olmadığı kadar hızlanmış, ağzından küçük homurtular kaçırıyordu. Esra abla daha fazla dayanamadı ve bütün vücudunu elektrik çarpmış gibi titreyip kasılmaya başladı. Üzerinde gidip gelmekte olan Boran abiye var gücüyle sarılıp onu içine hapsetmeye çalışıyordu. Zaten kendini kasarak boşalmasını geciktirmeye çabalayan Boran abi de daha fazla dayanamadı ve son bir kez dibine kadar geçirip sarsılmaya, naralar eşliğinde Esra ablanın amının derinliklerine döllerini boşaltmaya başladı. Esra abla kolları ve bacaklarıyla sarıp sarmaladığı adamın altında zevkle inliyor, amının içindeki yarağı resmen sağıyordu. Boran abi bir iki dakika boyunca kasılıp homurdanarak tüm döllerini Esra ablanın amının derinlerine bıraktı. Biraz öylece bekledikten sonra Boran abi doğrulup yumuşamaya başlamış sikini Esra ablanın kenarlarından döllerinin süzüldüğü amından 'Flop!' diye çekip çıkardı. Esra ablanın vücudu halen kesik kesik seyiriyordu... Bu arada Fazlı amca ve Fikret abi de çoktan soyunmuş ve Esra ablanın etrafını sarmışlardı. Fikret abinin sikinin etrafı kıllarla kaplıydı, taşakları kıldan gözükmüyordu. Gerçi üçünün siki de kıllıydı, ama Fikret abinin kılları özenle bıraktığı belliydi. Koca sik, ormandaki bodur otların arasından fırlayan kalın bir ağaca benziyordu. Boran abiden boşalan yeri Fikret abi hızlıca aldı. Sikilmekten vıcık vıcık olmuş Esra ablanın amının etrafında yarağını gezdiriyor, dışarıya taşmış dölleri önce bir güzel sikine buluyor, sonra da bütün apış arasına yayıyordu. Biraz sonra hedefini bulmuş, yarağının başını amının girişine hizalamıştı. Belini yavaşça indirerek yarağını milim milim Esra ablanın amını gere gere yerleştirdi ve ritmik bir şekilde sokup çıkarmaya başladı. Odadaki sessizlik yerini yeniden Esra ablanın zevk çığlıklarına ve Fikret abinin iniltilerine bırakmıştı. Fazlı amca da Esra ablanın baş ucuna gelmiş, dizlerinin üstünde doğrulmuştu. Hatırı sayılır büyüklükteki sikini dibinden tutmuş, Esra ablanın yüzünün önünde sallıyor, sikiyle zaman zaman gözlerine, burnuna, yanaklarına hafif hafif vuruyordu. Esra abla ise ağzını açmış ağzına almayı bekliyordu. Fazlı amca sikinin başını dudaklarının arasına soktuğunda da Esra abla hırsla emmeye başladı. Bu kadın her erkeği mutlu etmeyi biliyordu. Fazlı amca gözleri kısık bir halde kendini Esra ablanın hamarat ağzına ve diline bırakmıştı. Fikret abinin vücudu ise ter içindeydi, amını sikerken Esra ablanın göğüslerini okşuyor, göğüs uçlarına öpücükler konduruyordu. Kasıkları ise bir bataklığa dönmüştü. Boran abinin dölleri, Esra ablanın ve Fikret abinin zevk sıvıları ve teriyle birleşmiş, 'Şlap, şlap, şlap!' sesler geliyordu. Kıllı taşakları tamamen su içinde kalmıştı, her geriye çekilişinde birkaç damla etrafa yayılıyordu. Fikret abi her seferinde hırsla dibine kadar geçirip bir iki saniye duruyor, sonra yeniden hızla çekip bütün gücüyle yükleniyordu. Esra abla yine zirveye ulaşmak üzereydi, ağzındaki Fazlı amcanın sikini bir mengene gibi kapmıştı, boğuklaşan iniltileri sıklaşmıştı. Siki emerken taşaklarını da avuçlaması, Fazlı amcanın derin bir iniltiyle birlikte döllerini Esra ablanın ağzına boşaltmasına sebep oldu. Büyük bir iştahla bütün dölleri midesine indirdi Esra abla. Fazlı amca son kez inmeye başlayan, ama halen heybetli duran sikiyle Esra ablanın kızarmış yanağına bir şaplak attı ve mutlu bir yüz ifadesiyle geri cekildi. Bunu fırsat bilen Fikret abiyse Esra ablanın bacaklarını omzuna aldı, Esra ablayı tamamen altına alıp hızlı hızlı sikmeye başladı. Sikilmekten ve terden kıpkırmızı olmuştu Esra ablanın amı ve bu ritme daha fazla dayanamadı, büyük bir çığlık atarak daha önce hiç görmediğim şekilde kasıldı. Bacakları titriyordu. Fikret abiyi de hışımla üzerinden itti. Müthiş bir manzaraydı, zevkten kendinden geçmiş, bütün vücudu zangır zangır titriyordu. Büyük bir ihtişamla orgazm olan Esra abla ve onu sikmekten nefes nefese kalmış, sinirden kızarmış teni ve gözleriyle onu izleyen Fikret abi. Pornolara taş çıkartır bir manzaraydı. Müthiş bir manzaraydı. Esra abla zevkten kendinden geçmiş, bütün vücudu zangır zangır titriyordu. Büyük bir ihtişamla orgazm olan Esra abla ve onu sikmekten nefes nefese kalmış, sinirden kızarmış teni ve gözleriyle onu izleyen Fikret abi. Pornolara taş çıkartır bir manzaraydı. Biraz sonra Esra abla sakinleşmişti. Fikret abi ellerinden tutup kendi üzerine çekti ve bir kule gibi dikilmiş sikinin üzerine oturttu Esra ablayı. Hiç zorlanmadan dibine kadar almıştı Esra abla… Fikret abi iyice gerilen kasları ve artık kasıklarına ağrı veren döl yükü sebebiyle, alttan hırsla amına pompalıyor ve belini sıkıca tuttup sabitlediği Esra ablanın hareket etmesine izin vermiyordu. Koca sik köküne kadar amına girip çıkıyor, kıllarla kaplı taşakları Esra ablanın götünün küçük deliğine değiyordu. Bu durum Esra ablayı sanki daha bir tahrik ediyordu. Kısık bir sesle, "Dayan lütfen, seninle birlikte tekrar gelmek istiyorum. Ooooh... Aaaah...." diyerek Fikret abiyi gazlıyordu. Fikret abi de, "Orospuuu! Fındık gibi amcığını döl ile dolduracağım!" diyerek karşılık verdi. Üzerinden kaldırdı ve karnının altına kanepenin yastıklarını koyup Esra ablayı üzerine domalttı. Bu pozisyonda kabak gibi açılmıştı amı... Fikret abi yaklaşıp koca sikinin başıyla biraz ileri geri yaptı ve zevkten istekle açılıp kapanan amının girişine hizalayıp yeniden yüklendi. Kendisini de Esra ablanın üzerine bırakarak, yavaş ve ritimli bir şekilde girip çıkıyordu. Sanırım fikret abi Esra ablanın isteğini yerine getirip onunla birlikte boşalmak istiyordu. Kaslı erkek bedeninin altında zevk sarhoşu olmuş Esra ablaysa yavaş ritimle ezile ezile sikiliyor, amına girip çıkan sikin tadını çıkarıyordu. Esra abla bazen kafasını yana döndürüp, yanağına ve omzuna öpücükler konduran Fikret abiyle ateşli bir şekilde öpüşüyordu. Nerdeyse yarım saattir sikiyordu Fikret abi Esra ablayı... Yeniden artan bir ritme kendilerini kaptırmaya başladılar. Fikret abi gittikçe hızlanıyordu. Amının her dibine geçirişinde Esra ablanın götünün yanaklarını ezip hamur yoğuruyor gibi sağa sola gezdiriyordu vücudunu... Bu sayede hem boşalmasını geciktiriyor, hem de Esra ablayı delirtiyordu. Nitekim bu zevk fırtınasına daha fazla dayanamayan Esra abla Fikret abiden güçlükle kurtardığı dudaklarıyla, "Geliyorum, oooh, geliyorum erkeğimmmm!" diye inledi. Adeta freni patlamış kamyona dönüşen Fikret abi bütün gece beklediği ana ulaşmıştı. Hiç olmadığı kadar hızlanmış, deli gibi sikiyordu Esra ablanın amını. Çıkan sesler bahçeden bile duyulacak kadar yüksekti. Esra abla da bütün kontrolünü kaybetmişti. Fikret abi yarağı amına gömdükçe Esra abladan yükselen feryatlar, zevk inlemeleri bütün evi dolaşıyordu. Nitekim vücudu şiddetle sarsılmaya başladı Esra ablanın, büyük bir çığlık attı sonunda. Fikret abi de ayı gibi homurtular çıkarmaya başladı. Altında zevkten çırpınan kadına kenetlenmiş ve amının derinliklerine döllerini bırakıyordu artık. Alışık olduğumdan çok daha uzun sürdü bu manzara, Fikret abi dakikalarca kasılmış, daha önce hiç görmediğim kadar çok boşalmıştı. Az sonra sakinleşip geri çekildiğinde taşaklarındaki kılların Esra ablanın amından taşan döllerle beyaza bulandığını fark ettim. Esra ablanın orgazm zevkinden titreyen amından halen Fikret abinin dölleri süzülüyordu. Fikret abinin yüzü yumuşamış, rahatlamıştı, kendini geriye atıp sakinleşmeye çalışıyordu. Siki de yumuşamış, arada zevk titremeleri devam ediyor, kalan birkaç damla döl süzülüyordu. Tam o sırada odadan küçük çocuğun ağlama sesi duyuldu. Onlar da duymuştu. Ben aceleyle odaya girdim ve çocuğun yeniden uyumasını sağladım. Ama Esra abla çocuğa bakmaya gelmemişti. Az sonra dış kapının açılıp kapanma sesini duydum. Biraz bekleyip tekrar içeriye baktığımda, Esra abla halının üzerinde yalnız başına sırt üstü yattığını gördüm, gözleri kapalıydı. Banyodan da ses gelmiyordu, anlaşılan adamlar gitmişti. Fırsat bu fırsat diyerek çırılçıplak soyundum ve kazık gibi olmuş sikimle yarı baygın yatan Esra ablanın yanına sokuldum. Oh, inanamıyordum. İlk kez bu şekilde yalnız kalıyorduk. İkimiz de çırılçıplak… Benim alet taş gibi sertleşmiş, o ise sikilmiş amcığı kızarmış, hırpalanmış. Elimi uzatıp parmaklarımı çıplak bedeninde, meme uçlarında gezdirdim. Memelerini avuçladım. Spermle kaplı amcığında, klitorisinde gezindiğimde uyarıldı sanırım, gözlerini açtı. Beni ve çıplaklığımı fark edince gülümsedi. Sonra da amının üstünde duran elimi okşayarak, "Beni sikmek mi istiyorsun sen de?" dedi. Üç tane erkeğin akıttığı döllerle vıcık vıcık olmuş amıyla oynuyordu bunu sorarken... Heyecanla "Evet! Evet Esra abla… Hem de çok istiyorum…" dedim. Gülümseyerek, "Bunu biliyorum zaten röntgenci piç…" dedi. Elini sikime götürüp sertliğimi okşadı, taşaklarımı tarttı. "Saklandığını görüyorum, beni sikişirken izlediğini… Ama önemli değil, hoşuma gidiyordu çünkü, daha çok tahrik oluyorum sen seyrederken…" "Ohhh… Esra abla… Çok zevk alıyorum… Senin bütün erkeklerini seni sikerlerken seyrettim. Babamı, öğretmeni, evde bakımcıları, işçileri, hepsini… Ne olur, bir kerecik de ben sikeyim seni… Dayanamıyorum artık…" diye yalvardım kadına… "Her sikiştiğimde beni izliyorsun değil mi? Sen de otuzbir çekiyorsun beni sikerlerken, her seferinde sen de boşalıyorsun… Baban sikerken bile röntgenledin bizi pezevenk çocuk… Tamam bebeğim… Artık işkence çektirmeyelim sana da… Hadi gel, sen de sik beni…" Konuşurken hala amcığını okşuyordu. Elini yukarıya kaldırdı, parmaklarındaki ıslaklığı gösterip, "Ama önce amcığımı yalayıp temizlemen lazım!" dedi ve bacaklarını ayırdı. "Dilinle yalayıp tertemiz yapacaksın amımı… Bunu yaparsan sikebilirsin beni, yoksa asla…" Bu benim için gurur kırıcı bir şarttı. Gece boyu onu siken üç erkeğin boşalttığı döllerini yalatmak istiyordu bana… Ama kendimi kaybetmiştim, ne dese yapacaktım. Hiç itiraz edemedim ve saatlerdir sikilmekten vıcık vıcık olmuş, iki erkeğin dölleriyle dolu amına dudaklarımı dayadım ve yavaş yavaş yalamaya başladım. Önce çekiniyor, midemin bulanmasından korkuyordum. Ama öyle olmadı. Hafif tuzlu, garip bir tat vardı, ama beklediğim kadar kötü değildi. Uzaktan gördüğümden de beter boşalmıştı Fikret abi… Biraz sonra kısık iniltiler çıkaran Esra abla, "Dilini içime sok çocuk! Yala beni… Daha çok yala… Ohhh…" diye komut verdi. Dediğini yine ikiletmedim ve amının içine dilimi sokup çıkarmaya başladım. İçindeki döllerden dolayı ağzım, dilim, burnum, çenem ve yanaklarım ıslanmıştı. Esra abla da iyiden iyiye havaya girmiş, bacaklarıyla başımı sıkıştırıyor, amına daha da bastırıyordu. Sonunda sabırsızlanıp saçımdan tutarak üzerine çekti. Eliyle tuttuğu sikimi amına yerleştirdi. Hayatımda ilk defa am sikecektim. Hırsla yüklendim, var gücümle sikmeye başladım. Fakat amı o kadar bol ve kaygandı ki, fazla dayanamayıp çabucak boşaldım ve üzerinden kalktım. Esra ablanın hayal kırıklığıyla, "Bu kadarcık mıydı?" demesi moralimi bozmuştu. Ayrıca onu siken erkeklerin dölleriyle dolu amını bana yalattırmış olması da gururumu kırmıştı, ama belli etmedim ve birşey söylemeden gidip uyudum. Esra abla ertesi sabah erkenden yanıma gelip beni uyandırdı, ilçeye gidip eczaneden 'Ertesi gün hapı' almam için bana dil dökmeye başladı. İşte intikamımı alma fırsatı çıkmıştı. "Tamam!" deyip dolmuşla ilçeye gittim. Ama eczaneye bile uğramadım, parkta gezdim dolaştım, öğleye doğru da köye geri döndüm. Eve geldiğimde çocukların bahçede oynadığını gördüm. Esra ablayı sorduğumda, Fazlı amcayla içeride çok önemli birşey konuştuklarını, içeri girmemelerini sıkı sıkı tembihlediğini söyledi büyük çocuk… Bu kadın gerçekten tam bir orospuydu. Anlaşılan Fazlı amca da dün akşam sikemediği Esra ablanın hasretine daha fazla dayanamayıp işi diğerlerine bırakıp sikmeye gelmişti. Çocuklara çaktırmadan evin arkasında bulunan ve genelde açık olan mutfak penceresinden içeri süzüldüm. Salonda kimse yoktu. Sessiz adımlarla Esra ablanın yatak odasına yanaştım. İçerden inleme sesleri geliyordu. Oda kapıları zaten eski olduğu için tam kapanmıyordu. İçeriye baktığımda Esra ablayı yatağın kenarına domalmış halde sikilirken gördüm. Uzun eteği beline kadar toplanmış, kırmızı külotuysa diz kapaklarına inmişti. Üzerindeki gömleğin düğmeleri açılmış, Fazlı amca her yüklendiğinde göğüsleri sallanıyordu. İkisi de nefes nefeseydi. Seksi kadın, "Ohhh... Fazlı... Harika..." diyerek inliyor, başını sağa sola çevirip dudaklarını ısırıyordu. Şehvet dolu, göz kapakları yarıya inmiş buğulu gözleriyle zevki iliklerine kadar yaşadığı anlaşılıyordu. Fazlı amca arkadan kenetlendiği Esra ablanın iri memelerini koca elleriyle avuçlayıp yoğurmaya başladı. Bir yandan da koca gövdesinin ağırlığıyla yüklenerek gidip geliyordu bunu yaparken... Biraz ileri geri, biraz sağa sola çeviriyordu belini… Kalın yarak Esra ablanın am dudakları arasında bir görünüyor, bir kayboluyordu. Her gömülüp çıkışında da Esra ablanın amından salgılanan zevk suları ihtiyar aygırın koca yarağını ve kıllı taşaklarını ıslatıyordu. Esra abla sürekli kasılıyor, derin iniltiler kaçırıyordu ağzından. Narin bacakları Fazlı amcanın zevk yüklü salvolarına daha fazla dayanamadı ve kendini yüz üstü yatağa bıraktı. Tabii Fazlı amca da onunla birlikte bıraktı kendini… İkisi de boylu boyunca üst üste uzanmış, Fazlı amca ağır tempoyla Esra ablanın amını sikerken dolgun göt yanaklarını da eziyor, altında kıvrım kıvrım kıvrandırıyor, inim inim inletiyordu... Dakikalarca sürdü bu. Sonunda Fazlı amca, "Geliyorum Esra... Boşalmak üzereyim. Çıkayım mı içinden?" dedi hırlayarak. Esra abla, "Hayır... Sakın... Ben de geliyorum. Erkeğim... Ohh... Beni de getir son defa... Aaahhh... İçime boşal... Bırakma... Lütfen... Ne olur..." diye yalvardı. Fazlı amca doğruldu ve Esra ablanın belinden tutup yeniden domalttı. Başı halen yatakta olan Esra ablanın bu pozisyonda amı kabak gibi açıktaydı, sulanmış ve sikilmekten kızarmış amı baştan çıkarıcı duruyordu. Fazlı amca yatağın üzerine çıkıp, ayaktayken bir eliyle yatağın başlığından tutarak diğer eliyle damarları belirginleşmiş yarağın şişmiş başını Esra ablanın amına hizalayıp birden alçaldı ve hızla gidip gelmeye başladı. Bu pozisyonda daha derinlerine ulaşıyordu. Sanki taşaklarını da sokmak istercesine köklüyor, zevk hırıltıları çıkarıyordu. Fazlı amca son bir kez kökledi yarağını. Dibine kadar köklemişti. Esra ablanın gözleri kaydı bir anda ve "Aaahhhh..." diye bir feryat kopardı. Dişleri birbirine kenetlenmiş, dudakları bir çizgi halini almış, inme inmiş gibi kaldı Esra abla. Sadece bacaklarının içleri seyiriyordu. Bütün kaslarının kasıldığını görebiliyordum. Fazlı amca ne kadar dölü varsa Esra ablanın kaymak gibi tertemiz traşlı amının diplerine boşaltıyordu. Ikınarak, kaktırarak, amını delip geçmek istercesine bastırarak boşalıyordu. İkisi de nefes nefese kalmış, ter içindeki vücutları parlıyordu. Sonunda sikini Esra ablanın amından çıkardı Fazlı amca. Sadece biraz inmişti sertliği, halen benimkinden büyük ve kalın görünüyordu boşalmış haliyle bile. Ucundan halen birkaç damla döl sızıyordu. Fazlı amca yataktan indi ve Esra ablayı da ellerinden tutarak doğrulamasına yardım etti. Minnettar bir yüz ifadesiyle, "Daha önce hiç bu kadar güzel bir am sikmemiştim!" deyip öpücükler kondurdu yanağına. Esra abla utangaç bir genç kız gibi, "Ben de sana teşekkür ederim Fazlı!" dedi. Erkeğine baktı, o sikilmiş, hırpalanmış yüz ifadesiyle… Darmadağın olmuş eşarbından sarkan saçlarıyla sarıldı sımsıkı, dudaklarına yapıştı. Fazlı amca da Esra ablanın dudaklarına yumulmuş, vantuz gibi emiyordu. Ben tam bitti diye düşünürken, üzerlerindeki birkaç parça kıyafetten de tamamen kurtulup çırıl çıplak sarmaş dolaş yatağa uzandılar. Fazlı amca Esra ablanın memelerini yoğuruyor, kabarmış meme uçlarını iştahla emiyordu. Esra ablaysa yavaş yavaş yeniden eski heybetini kazanan yarağı sıkı sıkı avuçlamış ileri geri yapıyordu. Tam o anda evin kapısı çaldı ve büyük çocuk dışardan seslendi, susamış, su istiyordu. İkisinin de keyfi kaçmıştı. Esra abla istemeye istemeye kapıya bakmak için üzerine şeffaf sabahlığı geçirdiği anda ben de geldiğim gibi mutfak penceresinden kaçtım. Bir saat sonra Fazlı amca evden giderken ben bahçede çocuklarla oynuyordum. Esra abla yanıma gelip hapı sordu. Ben de, "Bütün eczanelere sordum, yokmuş. Sipariş verilirse bir haftada anca gelirmiş!" dedim. Esra ablanın morali bozulmuştu, "Tüh yaa!" dedi, ama yapacağı bir şey yoktu... O günden sonra işçiler Esra ablanın amını hiç boş bırakmadı. Tabii adamlar sikip yatmaya gidince bir de ben sikiyordum Esra ablayı. Ama önce sikilmiş ve içi döl dolu amını yalatıyordu bana, başka türlü sikmeme izin vermiyordu. İlk başlarda çok onur kırıcı bulduysam da zamanla alıştım bu duruma. Ayrıca artık sikerken daha uzun süre dayanabiliyordum. Mehmet amca gelene kadar adamların çatıya hiç dokunma fırsatları olmadı. Mehmet amca geldikten sonra da bir süre durulsalar da, orospu Esra abla yine durmadı ve ne yapıp edip her fırsatta adamların altına yatmaya devam etti. Yaz sezonu biterken çatının işi halen bitmemişti. Yarı sökülmüş çatının üzerine bir branda gerip seneye sözleşip memleketlerine gittiler. Esra abla da yükünü almış, karnı şişmeye başlamıştı
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazabilirsiniz.
Yorum yapmak için giriş yapın.